Sayfalar

13 Ekim 2011 Perşembe

Bir Zamanlar Anadolu'da

Top gibi bir ağaç vardı.


Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi ve şahsıma göre aynı zamanda en güzel filmi olan
Bir zamanlar anadoluda bu topraklarda yapılmış en realist ve biricik filmlerden biridir.
Belki uç örnekler olucak şayet Tunç Okan filmleri kadar gerçek, Yılmaz Güney filmleri kadar
politik ve Zeki Demirkubuz filmleri kadar karanlıktı. ( karanlık kelimesini filmin felsefe ve edebiyat
altyapapısının dibi zor gözükecek kadar katı olamasına işaret ederek kullanıyorum.)


Perdeye yansiyan yüzü kadarıyla Anadoludaki bir cinayeti bir savcı, bir polis, bir doktor ve yan karakterler
yardımı ile araştırması üzerine gecen bu film bana Tarkovsky'nin Stalker'ini anımsatmadı değil.
Tabi burada senaryo acısından bir benzerlikten bahsetmiyorum.
Şöyleki; Stalker'de bir yazar, bir profesör ve İz sürücü vardı ve bunlar "Bölge" ye gitme cabasındaydılar.
tıpkı bahsi gecen filmdeki 3 karakter gibi. Belki tırnak içinde şizofrenik bir yaklasım oldugu düşünülebilir şayet
film sonrası yaptıgım çözümleme çabalarım esnasında bu iki filmin git gide birbirine yaklastırdığımı farkettim
ve bu düşüncenin üzerinde durdukca da akla yatkın gelemeye basladı.
şöyleki; polis benim için stalker( iz sürücü ); savcı - yazar ; doktor - profesör karekteri ile eşleşmeye basladı.
Tabiki bu düşüncemin bi altyapısı ve kendimce destekleyebileceğim dayanakları var şayet bilindigi üzere hem stalker hem de Bir Zamanlar Anadolu'da tek tek üzerlerine uzun uzadıya inceleme yapılabilecek sayfalarca yazı hatta abartısız kitap dahi yazılabilecek filmlerdir kaldı ki bunların birbirleri ile ilişik olan çözümlemesini yapmak
bir sayfa için cok fazla olucagını düşünüyorum.


Son olarak değinmek istediğim bi kac nokta var. Şöyleki; hernekadar filmin direk bi ana teması mesajı vs olmasada  ( tabiki bu bir veya daha cok mesajı olmadıgı anlamına gelmiyor )
bana gore kırılma veya ana dialoğu desek belki daha uygun olur ki savcının zanlıya sorduğu - "Sahi kafama takıldı adamı neden bagladınız?" sorusuna aldıgı cevap ve ardından cesedin arabayla götürülmesi çabasında çözüm olarak aynı seyi önermesidir.


Ayrıca Nuri Bilge Ceylan'ın diğer filmlerde oldugu gibi bu filminde de varolus esintileri görüyoruz ki klişe tabirle
bu sefer cok sert esiyor desem yanlıs soylemiş olmam sanırım.
Peki Nuri Bilge diyince akla gelen - Sıkıcı ve anlasılması zor bi filmdi. - yorumu üzerine durmak gerekirse
sıkıcı olma durumuna hiç girmeden anlasılması zor bi filmiydi sorusuna kendimce şöyle bi cevap veriyorum.
Bence flash tv deki gercek kesitten bilmem ne kanalındaki izdivac programından daha anlasılır bi üründü.
(burdaki örnekleri tabiki filmle aynı kefede ürünler oldukları için vermiyorum. ,örnekleri en
bayağı yapımlardan seçmiş olmamın nedeni bu değil.) Kısaca filmin anlaşılabilmesi ve gereken etkiyi yapması   için temel seviyede olsa varoluş bilmeniz veya bu gune kadar en az bir kafka romanı okumus olmanız gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...