Sayfalar

24 Mart 2011 Perşembe

Keloğlan Aykız ve Pera.

Hani Keloğlan'ın Aykız sevmesi gibi bi şey işte. Yada Aykız'ın Keloğlan'ı sevmesi gibi.

Ama. Emre Aydın, Cem Adriyan, Soner Kabadayı ve Onların idealar dünyasına yansımalarının romantize edilmiş yalan dolan sevgisi gibi değil  ulan. ( zincirlerme isim tamlamasının kralını yaptım. gel de gör beni edebiyat hocam. ) Rüştü Asyalı'nın dediği gibi böyle harbici hakiki gerçek.

Evet. Daha öncede dediğim gibi gündüzleri normal Hüseyin'im Geceleri böyle atarlanıyorum işte sağa sola. Sonra karanlığa doğru bi şarjör boşaltıp rahatlıyorum. Oh rahatladım. Hadi sağlıcakla.



Bide. Bu ninni'yi söylesin istiyorum Pera'ya. İşte öyle.

Sonra ben kapıdan içeri gireyim ninnide de belirttiği gibi Pera'yı önüme atsın, sonra bende ona gelişine şut çekeyim kapının yan tarafı ile üst tarafının kesiştiği 90 diye tabir ettiğimiz bölgeden gol olsun.

Noluyoruz lan! Yeter bu kadar romantizm.!
Hüseyin'im ben saksı değilim. En çok beni takip edeceksiniz.
Benim takipcim az lan. Açıkca söylemek gerekirse ****de de değil.
Bu arada  Sansüre HAYIR.! Gördüğünüz gibi oraya *** koyunca hiçte şık durmuyor. Hoş değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...